Bir Gün ( Mesajsız Öykü)

Teo uyanırken sağ yanağını güneşin ısıttığını hissetti. Kısacık ama güçlü bir gerinmeden sonra mavi kareli terliklerini giyip odasından tam çıkarken aynada kendine baktı.

Gülümsedi ve güneşe ne kadar benziyorum dedi kendi kendine, sıcacığım.

Kulağına gelen müzik sesiyle dans ederek, çikolatalı kek kokusuna doğru gitti. Annesine tatlı bir öpücük verip, kekten kocaman bir ısırık aldı. Elinde kalan kırıntıları pencere önündeki mor gagalı kuşa verdi.

Gıcırdayan merdivenlerden yukarı çıktığında bebeklik oyuncaklarının olduğu ahşap kırmızı kutuyu gördü. Kutudan en sevdiği yuvarlak aynasını aldı ve odasına gitti.

Aynasına vuran güneşi yansıtma oyunu oynamayı çok seviyordu. Odasının her yerine güneşi kondurabiliyordu çünkü. Bu büyüleyici oyunu oynarken tam yatağının altında bir şeyin parıldadığını fark etti.

Eğilip baktı, elini uzattı ama ulaşamadı. Kesin kaybolan büyütecim diye düşündü. Nasıl  yapsa da alsa? Birden gözleri parladı ve a-ha buldum dedi. Annemden oklavayı istemeliyim. Evet gerçekten oklava işe yaradı. Yuvarlanarak önüne gelen şey çok eski ve küçücük bir kar küresiydi. Eline aldı, tozunu pijamasına sildi, kar küresini güneşe tuttu ve sadece wwwwaaaaaoooww diyebildi. Güneşin sarı turuncu ışıkları kürenin tam ortasındaki bir şeyin üzerine düşmüştü. Bir kedi, yeşil gözlü. Hem de bembeyaz. Teo bir hazine bulmuş gibi sevinçliydi. Küreyi cebine attı ve aklına takılan tam üç soruya cevap aramaya başladı. Bu kar küresi kimindi? O minik beyaz kedi oraya nasıl girmişti? Teo’yu bugün bekleyen başka bir sürpriz var mıydı?

Zekiye Üzgün, Eğitimci

ebrununkutusu

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile