Yolculuk Nereye (Stratejik Bakış Açısıyla Hayat Yolculuğu)

Eğitmen, Koç, Sevgili Yeşim Erman, bir eğitiminde Yolculuk nereye dedi ve bu kitaptan bahsetti.

O zamandan bu yana, aklımın bir köşesinde okunmayı bekliyordu ki nihayet geçen hafta sonu şehirler arası bir yolculukta keyifle okuyup tamamladım. Beğendim ve size de bazı beğendiğim kısımlardan bahsetmek istedim (not: Kitabın içerisinde aktaracağım yaklaşımlara ek olarak yapılması gereken uygulamalar da bulunmakta. Bilginize)

…HER BİRİMİZ ‘OLMAZLAR ÜLKESİ’NDE BÜYÜTÜLEN BİREYLERİZ!
‘OLMAZ! Babana söylerim!’

‘OLMAZ! Polis amcaya veririm!’ ‘CISS, ÖCÜ GELİR’ işte bu olmazlarla büyüme hali, çocukluğumuzdan itibaren hayal kurmamızı zorlaştırdı. Çoğumuz kendimize ait gelecek resimlerimizi çizemedik; bu resimlere giden stratejilerimizi geliştiremedik.
…iş hayatınıza başlarken siz hangi ‘tren’e bindiniz?

İLK GELEN TRENE!
Çünkü ya başka tren gelmezse diye kaygılandınız ve ilk trene kendinizi attınız! Belki de daha şanslıydınız, önünüze üç tren geldi ve aralarından birini seçmeniz gerekiyordu…
Peki bu üç trenden hangisine bindiniz? ELBETTE ‘JANJANLI’ TRENE!
Çocukluktan beri yetiştirilme tarzımızın da etkisiyle aslında ister istemez kart vizitimizi verdiğimizde en ‘iyi’ duracak olanı seçeriz.

Toplumun bize mal ettiği istasyonlar…
Toplum bizim başarılı olup olmadığımızı kendine göre anlamak için bizlere çoktan bazı istasyonlar mal etti; nitekim kendi stratejisi yani kendine ait istasyonları olmayanlara toplum kendi doğru bildiği stratejileri ve ona ait istasyonları mal eder!

Toplumun istasyonları en çok ilk tanışma anında sorulur:
İlk soru nerede çalışıyorsun? Olur
Ne iş yapıyorsun?
Evli misin; evli isen çocuk var mı?
Nerede oturuyorsun; ev senin mi?
Araban var mı; varsa markası ne?

‘Sahi nereye gidiyor bu tren?’
…temel amacınız trende kalmak mıdır, yoksa treni kullanarak kendi hedeflerinize daha hızlı gitmek midir? – iyi düşünün! Treni amaç edindiğimizde aynı trenin içinde kendi kendimize bir mücadele başlar. Bu yaklaşımda trenin nereye gittiği umurumuzda ya da farkındalığımız dahilinde olmadığı için bu kez bir öndeki daha konforlu koltuğa göz dikeriz. O andan itibaren işimiz gücümüz o koltuğa oturmak olur. Trenin nereye gittiği ile bile ilgilenmeyebiliriz…

OYSA TREN NEDİR?
TREN BİR ARAÇTIR, AMACIMIZ DEĞİLDİR!
Tren, bizi istediğimiz yere götürmesi için tercih ettiğimiz bir araçtır...

Treni ‘amaç’ edindiğimizde hayatımız sadece ve sadece o trenin içiyle kısıtlıdır. Bu nedenle o trende olmayı gerçekliğinden daha önemli hale getirebiliriz, trenin içindeki diğer yolcularla kendimizi karşılaştırır, dururuz…oysa gitmek istediğimiz bir resim, ulaşmak istediğimiz bir amaç olsa, dar alanda bu mücadeleye girmeyiz.

Nereye gitmek istediğini bilen kişi daha en başında oraya gitmek için uygun treni bulur; trenin de nereye gittiğini, duracağı istasyonları önceden araştırır ve bilir.
Bireysel stratejisi olmayan kişiler, yani gelecek resmi olmayan kişiler, problemler ve operasyonel hayatın getirdikleri ile daha zor uğraşırlar…Birçok kişi strateji geliştirmeden başarılar elde etmiş olabilir…Ancak hayatta başarısız olduğunu kabul eden bir kişi var mıdır sizce?

‘Ben halimden memnunum!’ ‘Strateji yapmam gerekmez!’ diyenlerden olabilirsiniz ama ilginç haber şu ki, var olanı sürdürmek için de strateji lazımdır!

Unutmayın ki, her insanın kaygıları ve korkuları vardır. Kaygı ve korkular, mutluluktan daha bulaşıcıdır. Kendinize, başkalarının kaygılarını bulaştırmadan yolunuzda yürümeye devam edin!

...Ancak yaratıcı ve kendi kendini 'mükemmelliyetçilik' zinciriyle ketlememiş özgür bir beyin alternatif üretebilir.

...Kitap okumak, farklı yaşantıları, fikirleri anlamanın en kolay yoludur. hayal gücümüzü tetikler. böyle bir fırsatınız varken değerlendirin. hep aynı tarzda kitaplar okumaktansa, çeşitlendirin. bazen bir çocuk kitabı veya çizgi roman bile kişisel gelişim kitaplarından çok daha fazla zihninizi açabilir ve sizi yaratıcı düşünmeye sevk edebilir.

...Devamı ve daha fazlası kitapta :)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile