1984

1984 –GEORGE ORWELL

Kitabı okumakta geç kaldım diye üzüldüm, hayıflandım ama her şeyin bir zamanı var inancım belirdi tekrar aklımda.

Bu düşüncemin yer etmesi zaman alacak sanırım. Demek ki doğru zaman bu zamanmış dedim sonra kendime. İyi ki okudum diyerek söylemimi değiştirdim.

Kitap 1948 de tamamlanmış ama bir 50 yıl daha geçerliliği olur bahsedilen teknolojik izleme araçlarının. Yeri geçen düşünce ve siyasi oyunların ise, geçmedi ve geçmez ömrü hiçbir zaman. Ah onu kavrayıp akılcı olabilse herkes. Eğitim, eğitim, okuma bolca okuma ve okuduğu üzerinde kafa yorup düşünme. Boşuna korkmuyor BB  düşünen insandan. Gelelim kitaptan alıntılara…

Belirtmek isterim ki Celal Üster sadece çeviri yapmamış , kattığı paha biçilmez. Çok iyi olmuş.

Bir teşekkür de kitabı bana hediye edene, vesile oldun teşekkür ederim Mustafa J

….

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’te anlatılan toplum düzeni, bir “büyük gözaltı” dır. Güç ve iktidarın sınızsızca uygulandığı, bellek, düşünce, dil ve aşkın iğdiş edilerek özgürlüklerin tümden ortadan kaldırıldığı bu “büyük gözaltı” nı en sağlıklı yorumlayanlardan biri de, kanımca Erich Fromm’dur:

              “Goerge Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü , bir ruh halinin dile getirilmesi ve bir uyarıdır. Dile getirilen ruhbhali, insan oğlunun geleceğine ilişkin handiyse bir umursamazlık, uyarı ise, tarihin akışı değişmediği süreve dünyanın dört bir yanındaki insanların en insani niteliklerini yitirecekleri, ruhsuz otomatlara dönüşecekleri, üstelik bunun farkına bile varmayacaklarıdır. Orwell, öteki olumsuz ütopyaların yazarları gibi, bir felaket kahini değildir. Bizi uyarmak ve uyandırmak ister. Hala umudu vardır….

Nereye baksanız, siyah bıyıklı surat karşınızdaydı. Biri de hemen karşıki evin ön cephesindeydi. BÜYÜK BİRADER’İN GÖZÜ ÜSTÜNDE yazan posterdeki kapkara gözler Winston’ın gözlerine dikilmişti… sokakta, bir köşesi yırtılmış başka bir poster rüzgarla inip kalktıkça, altından İNGSOS sözcüğü bir görünüp bir yokoluyordu….beyaz cephesine zarif harflerle yazılmış üç parti sloganı, Winston’ın durduğu yerden az çok okunabiliyordu:

SAVAŞ BARIŞTIR

ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR

CAHİLLİK GÜÇTÜR

Times in belirli bir sayısında gerekli görülen tüm düzeltmeler bir araya getirilip harman edilir edilmez, o sayı yeniden basılıyor, asıl nüsha yok ediliyor ve arşive onun yerine düzeltilmiş nüsha konuyordu. Bu sürekli değiştirme işlemi yalnızca gazeteler için değil, kitaplar, süreli yaınlar, broşürler, posterler, filmler, ses bantları, karikatürler, fotoğraflar, siyasal ya da ideolojik bakımdan önem taşıyabilecek her türlü kitap ve belge için geçerliydi. Geçmiş, günü gününe nerdeyse dakikası dakikasına güncelleniyordu. Böylelikle, Parti’nin tüm öngörülerinin ne kadar doğru olduğu belgeleriyle kanıtlanmış oluyor; günün gereksinimleriyle çelişen tüm haber ve görüşler kayıtlardan siliniyordu. Tüm tarih, gerektikçe sık sık kazınan ve yeniden yazılan bir palimpseste dönmüştü.

…sözcükleri yok ediyoruz; her gün onlarcasını, yüzlercesini ortadan kaldırıyoruz. Dili en azına indiriyoruz. On Birinci Baskı’da, 2050 yılından önce eskiyecek tek bir sözcük bile bulunmayacak….Sözcükleri yok etmek harika bir şey. Hiç kuşkusuz asıl fazlalık filler ve sıfatlarda, ama atılabilecek yüzlerce isim de var. Yalnızca eş anlamlılar değil, karşıt anlamlılar da söz konusu. Biz sözcüğün karşıt anlamlısına ne gerek var ki? Kaldı ki her sözcük karşıtını kendi içinde barındırır. Örneğin, “iyi” sözcüğü. “iyi” sözcüğü varken “kötü” sözcüğüne neden gerek duyalım ki? “iyi değil” dersin,  olur biter; hatta daha da iyi olur. Çünkü, “iyi değil” “iyi”nin tam karşıtı, “kötü” ise tam karşıtı değil. Ya da “iyi” nin yerine daha güçlü bir sözcük istiyorsan, “mükemmel” ve “fevkalade” gibi belirsiz ve yarasız sözcük kullanmanın ne anlamı var? “artıiyi” aynı anlamı karşılıyor; ya da daha da güçlü bir sözcük istiyorsan, “çifteartıiyi” diyebilirsin. …Yenisöylem’in tüm amacının, düşüncenin ufkunu daraltmak olduğunu anlamıyor musun? Sonunda düşünce suçunu tam anlamıyla olanaksız kılacağız, çünkü onu dile getirecek tek bir sözcük ble kalmayacak….

Düşünme ortamı tümden farklı olacak. Aslına bakarsan bugün anladığımız anlamda bir düşünce olmayacak. Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık bilinçsizliktir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile