Pedagojide Cezanın Yeri – 3.Bölüm

Mola (Time-Out) verme / Odaya ya da düşünme köşesine gönderme

Beş yaşındaki çocuk, canı çeken kurabiyeden birkaç tane alıyor ve salona geçip yemeye başlıyor.

Manzarayı gören annesi, “Kaç defa söyleyeceğim sana! Neden sofra bezi sermiyorsun? Salonu daha yeni süpürdüğümü biliyorsun! O kurabiyeleri mutfağa bırakıp derhal odana gidiyorsun! Bu konuyu düşünüp hatanı anlamadan da yanıma gelme!” diyor.

En popüler ve maalesef kuzu postundaki kurt misali olan ceza yöntemlerinden birisi. Çocuğu bulunduğu ortamdan tecrit ederek, “Sen şurada biraz düşün…” denilen ve çocuğun orada düşündükten sonra da “Biraz abarttım sanırım, yanlış yaptım, özür dilerim…” demesi beklenen bir süreci içeriyor. Beklentinin gerçekleşmesi de ebeveyni yanıltıyor. Çocuk biraz mızırdansa da nihayetinde geliyor ve gerçekten özür diliyor. “Tekrar yapacak mısın?” diye sorulduğunda çocuk zorla da olsa “Yapmayacağım…” diyor. Beklenti bu olunca yöntem de işe yarıyor gibi görünüyor. Hâlbuki ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili beklentilerinin isabetli ve gerçekçi olması için belli bir seviyede pedagojik bilgiye, yani bilişsel farkındalığa ulaşmaları gerekir. Eğer kendi çocukluklarında yeterince olumlu referans bulunmuyorsa, çocuğu tanımaları, çocuk dünyasına adım atmaları şart görünüyor. Yoksa yanlış beklentiler ve yanlış yöntemlerle sağlıklı bir sonuca ulaşamamanın hayal kırıklığı kaçınılmaz olacaktır.

Aslında çocuğun sessizce gelip özür dilemesi sakinleştiğini ya da hatasını anladığını göstermez. İradesinin kırılmasının izzet-i nefsine (öz saygı) dokunması hasebiyle duyduğu aşağılanmışlık hissinin yansıması, sakinlik ile karıştırılıyor. Çocuğun bir süre sonra süklüm püklüm ebeveyninin yanına gelmesi, duyduğu aşağılanmışlık hissinin acısına daha fazla dayanamaması nedeniyledir. Çocuk ebeveynin yanına edilgen olarak gelir; irâdi olarak değil. Yaşama tekrar dâhil olma, hayata tutunma ihtiyacı hissettiği için gelir. Çocuğu soyutlamak, bulunduğu ortamda duygularını özgürce yaşayarak var olma hakkını gasp etmektir.

Çocuğu dilediğimiz zaman yaşam alanından uzaklaştırmak, var oluşunun kendi ellerinde değil, ebeveynin (aslında bir başkasının) elinde olduğunu hissettirir. Bu çocukların ergenlik ve yetişkinlik döneminde, ebeveynlerinin hatta evliyse eşlerinin yanında kendilerini nefes alamıyor gibi hissetmeleri, onlardan “uzaklaştıkça” daha özgür hissetmeleri olası bir sonuçtur. Ya da tam tersi, ebeveyni veya eşi yanında olmadan yaşamayı beceremeyen, onlara hem duygusal hem fiziksel bağımlı olan ama birey olamayan kişilere dönüşebilirler.

Bazılarımızın aklından “Olayı fazla dramatize etmeyelim! Çocuk hata yaptığını başka nasıl anlayacak?” gibi düşünceler geçebilir. Oysa pedagoji bilimi öyle demiyor. “Çocuğun kişiliğini bozan asıl faktör şiddet görmesi değil, şiddet gördüğü kişi ile birlikte yaşama mecbur olmasıdır.” diyor. Bu örnekteki çocuğun, ebeveyninin yanına (yaşamın devam ettiği yere) geri dönmeme seçeneği var mı? Ebeveyn, erken çocukluk dönemindeki çocuğun başka seçeneği olmadığını çok iyi biliyor. Zaten bu nedenle ergenlik dönemindeki çocuğuna aynı muamelede bulunamıyor. Çünkü ona git dese, çocuğun evden gitme ihtimali bile var.  Hâlbuki ebeveyn, çocuğunun kendisine muhtaç olmasından dolayı mahcup olması gerekir. Çocuğun bu muhtaç halini, kendine mecbur kılmaya dönüştürmek çocuk suistimali değil de nedir?

Peki, ne yapacağız? Evet, bazen çocuk kardeşiyle, akranıyla oynarken çok öfkelenebilir. Oyuncağını paylaşmak istemeyebilir. Onun olacak, geri vermeyecek, alıp gidecek zannedebilir. Okulda yaşadığı kötü bir olayın etkisinden kurtulamadığı için evde çok agresif davranabilir. Ebeveyn çocuğunun bu huzursuz halinin kaynağına odaklanmalıdır. Kendini diliyle ifade edemediğini fark ederse, duygularına tercüman olmalıdır. Yine de sakinleşemez, durulamazsa mekân değiştirmekte fayda olabilir. Ancak çocuğu yine tek başına farklı bir odaya göndermek doğru olmaz. “İstersen, seninle odanda biraz vakit geçirelim, ne dersin?” ya da “Odanda benimle yalnız kalıp biraz konuşmak ister misin?” gibi cümlelerle ona eşlik edileceği belirtilerek teklifte bulunulabilir. Çocuk gitmek istemezse zorlanmaz, ikna edilmeye çalışılmaz. Gerekirse 10-15 dakika sonra aynı şekilde tekrar teklifte bulunulabilir. Esas olan, çocuğun öfke dâhil her duygusunu özgürce yaşaması ve biyolojik ritminin ebeveyni ile regüle olmasıdır.

Sevgiler, 

Gökhan Güven, Sosyolog, Aile Danışmanı

Serinin Önceki Yazıları: 

Bölüm 1
Bölüm 2

 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gökhan Güven

Gökhan Güven

Sosyolog, Aile Danışmanı