Pedagojide Cezanın Yeri - 1.Bölüm

Pedagojide Cezanın Yeri - 1.Bölüm

Bazen ebeveynlerimizin yaptıklarının o kadar da şiddet barındırmadığını söyleyebiliriz kendi kendimize. Altı üstü kulağımı çekmişti.

Sinirlenince biraz da bağırdı. Ama saman alevi gibiydi siniri. Ha, bir de yaramazlık yaptığımda o çok isteğim oyuncağı almamıştı bir keresinde… Bu kadar kusur kadı kızında da olurdu canım…

Öyleyse gelin, ceza ile ilgili bazı soruların cevaplarını arayalım. Bu konuyu pedagojik açıdan iyice anlamamız önemli. Çünkü çocukluğumuzda bize neler olduğunu anlamadığımız sürece kendimizi onarmamız mümkün değil.

Yaşadıklarımızı da pedagoji biliminin merceği altında incelemeliyiz ki, bıraktığı izleri doğru takip edebilelim. Ayrıca bugün aynı yollara tevessül etmemek için, ailemizle birlikte kendimiz gibi var olabilmek için, çocuklarımızın fıtrat ve mizaç dairesi içinde gelişmeleri için ceza ve ödülün seçenek olamayacağını anlamamız ve hissetmemiz gerekiyor.

Türk Dil Kurumu’na göre cezanın tanımı şu şekilde: “Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım.”

Peki, ceza şiddet midir?
Pedagoji, şiddeti “duygusal acı vermek” olarak tanımlıyor.

Sadece bu iki tanımı bile yan yana koyduğumuzda cezanın apaçık bir şiddet olduğunu görüyoruz. Ama konuyu açıklığa kavuşturmak ve aksine açık kapı bırakmamak için aşağıdaki maddelerin ceza olarak verilmesi durumunda şiddet uygulanmış olacağını ve nedenlerini açıklamak istiyorum.

  • Fiziksel müdahale

Nasıl ki, kadına şiddet uygulayan birinin “elimin ucuyla vurdum” demesi “özrü kabahatinden beter” şeklinde karşılık bulacaktır, çocuk için de farklı bir durum düşünülemez. Kaba etine vurdum, kulağını hafifçe çektim, vurmadım ağzını bantladım, merak etmeyin 10’a kadar saydım çıkardım, elimle itiverdim, kolunu biraz sıktım, “aman canım bu da çok hassasmış!” gibi söylemler kabul edilemez. Falakaya da yatırılsa, sıra dayağına da çekilse, elin ucuyla hafifçe de vurulsa aşağılanmışlık hissi aktarılmış olur. Belki birçoğumuz sıra dayağında elimizin nasıl acıdığını unutmuş olabiliriz ama yaşadığımız değersizlik hissini, haksızlığa uğrama hissini, aşağılanmışlık hissini hatırlarız.

  •  Değer verdiği eşyaya fiziksel müdahale

Ailece yapılan tatil planının vakti yaklaşmıştı. Çocuklar heyecanla hazırlık yapmaya başladılar. Hazırlıklar biraz tartışmalı geçti. Ama her şeye rağmen yola çıktılar. Önlerinde 1000 km yol vardı. Çocuklar henüz bir saat geçmeden “ne zaman varacağız?” diye sormaya başladılar. Heyecanları içlerinden taşmış, arabaya sığmakta zorlanıyordular. Arka koltukta kavga etmeye başladılar. Küçük çocuk büyük çocuğun bebeğini almak istiyordu. Büyük olan da vermek istemiyordu. Baba zaten direksiyona gergin oturmuştu ve “Hastaneye değil, tatile gidiyoruz! Biraz kadir kıymet bilin, uyumlu olun!” diye bağırdı.

Aradan fazla vakit geçmeden kavga tekrar alevlendi. Baba daha fazla tahammül edemedi. Bebeği kaptığı gibi camdan dışarı fırlattı. “Bebek gitti, kavga bitti!” dedi. Büyük çocuk arka camdan bakakaldı. Yalvardı, yakardı, “Baba, ne olur geri git, bebeğimi alalım…” dedi. Eşi “hadi” der gibi gözlerinin içine baktı. Ama baba istifini bozmadı. Direksiyonu çevirmek çok kolaydı. Asıl zor olan hatasından dönmekti. Kendine ihanet etmiş gibi olacaktı ya da foyasının ortaya çıkması gibi rahatsız edici, tuhaf bir his elini kolunu bağlıyordu. İçi içini yiyordu ama sert ve kararlı görünmeye çalışıyordu. En ufak bir yumuşama fark edilirse, otoritesinin sarsılacağını, işlerin kontrolden çıkacağını zannediyordu. Hâlbuki çocuk için bebeği kıymetliydi. Ona isim bile vermişti. Onunla uyuyor, alışverişe onunla gidiyor, sofrada ona da yemek yediriyordu. Dolayısıyla, baba aslında camdan dışarı sadece bebeği değil, çocuğunu da atmıştı. Çocuğuyla olan bağını, aidiyetini de fırlatmıştı. Bunu fark edip yeni bir bebek almak istese dahi bıraktığı olumsuz hissin telafisi bu kadar kolay olmayacaktı. Belki de çocuklarına, fiziksel şiddet uygulayarak vereceği zarardan daha fazla zarar vermişti.

Gelecek yazıda bu konuya ve diğer maddeleri açıklamaya devam edeceğim…
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…


Gökhan Güven, Sosyolog, Aile Danışmanı

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gökhan Güven

Gökhan Güven

Sosyolog, Aile Danışmanı